"Tarih bize, tüm barışçıl hükümet kurma
girişimlerinin insanların rızasına dayalı olduğunu öğretmiştir."
Hayatı ve Eserleri:
Modern dönemin en önemli filozoflarından biri olarak kabul edilen John Locke
liberal devlet ve hükümet teorisinin kurucu babasıdır. 29 Ağustos 1632 yılında
İngiltere'de Bristol yakınlarındaki Wrington, Somerset'de dünyaya gelen Locke
varlıklı bir ailenin ilk çocuğudur. Maddi durumlarının iyi olması Locke'un iyi
bir eğitim almasını sağlamıştır. Locke, 15 yaşında Londra'daki meşhur
Westminster School'a öğrenci olarak kabul edilmiş, burada Latince, Grekçe,
İbranice ve Arapça öğrenmiş, 1656 yılında Oxford'taki Christ Church okulundan
mezun olmuştur.
Locke 1663 yılında yazdığı Doğal Hukuk adlı eserinde geleneksel siyasi teoriye
sadık bir özgürlük anlayışı geliştirmiştir. İlk eserinde özgürlüğü iktidara
teslim eden Locke'un, daha sonra yazacağı Hoşgörü Üstüne Bir Mektup adlı
eserinde talep edeceği özgürlük anlayışı değişmiştir. Buna göre, yönetenler her
şeyden önce dahili ve harici barışı koruyacak, üyelerinin fikirleriyle dinî
geleneklerine ?bunlar güvenliği tehlikeye soksa bile- gereği gibi özgürlük
alanı bırakacaktı.
Locke, diplomasi, tıp ve felsefeyle ilgilenmiş daha sonra ilgisi ekonomiye
kaymıştır. Hollanda'nın iktisadî yükselişi de Locke'un dikkatini çekmiş, bu
yükselişin altındaki sebebin iktisadî özgürlükçülük olduğunu çok iyi
kavramıştır. Hoşgörü Üstüne Bir Mektup'ta hoşgörünün iktisadî verimliliğe
yaptığı olumlu katkının araştırmaya değer son derece önemli bir konu olduğunu
dile getirmiştir. 1668 yılında yazdığı ve 15 yıl sonra yayınladığı Faizin
Düşürülmesi ve Paranın Değerinin Arttırılmasının Sonuçları Üzerine Bazı
Düşünceler adlı eseri radikal ekonomik liberalizmin habercisi olan Locke'a göre
kapital faizinin ve paranın değerinin belirlenmesi devlete bırakılmamalı,
aksine piyasanın özgür işleyişine bırakılmalıydı.
Locke, İngiltere'deki iktidar mücadelelerinden dolayı İngiltere'yi terk etmeye
mecbur kalmış, hatta İngiltere Kraliyetinin kendisini Hollanda'da bulabileceği
korkusu içinde yaşamıştır. Bu korkudan dolayı takma isimler kullanmıştır.
Locke, bu dönemde sadece kendisi için yazdığı Hoşgörü Üstüne Bir Mektup eserini
anonim olarak Hollanda'da yayımlamıştır.
Locke'un Hoşgörü Üstüne Bir Mektup'ta bütün din ve dünya görüşlerinin engin bir
hoşgörü ile karşılanması talebi Anglikanların pek hoşuna gitmemiş, dahası
Proast-Oxford All Souls yardımcı papazı tarafından acımasız bir şekilde
eleştirilmiştir. Eser, 1689 yılında İngiliz Whig (o dönemde Liberal) olan
William People tarafından Locke'un bilgisi dahilinde Latince'den İngilizce'ye
çevrilip İngiltere'de yayımlanmıştır.
1688 yılındaki "Şanlı Devrim"den bir yıl sonra Locke İngiltere'ye dönmüş ve bu
olaydan birkaç ay sonra kendisinin büyük düşünsel eseri olan İnsan İdraki
Üzerine Bir Deneme'yi yayımlamıştır. "Anlam dünyamızda hiçbirşey yoktur ki,
daha önce duyularımızda bulunmuş olmasın" şeklindeki günümüze kadar gelen
önermesi Locke'un epistemolojisini son derece açık ve net bir şekilde izah
etmektedir. Bu deneme ile sensualizmin (duyumculuk) temeli atılmış oluyordu.
Locke'un bu eserle gerçekleştirmek istediği şey, yeni bir sistem ve felsefe
ortaya koymak değil, bir alt yapı işçisi gibi çalışarak gerçek bilgiye zemin
hazırlamaktı.
1690 yılında yayınlanan Hükümet Üzerine İki İnceleme adlı eserinin birinci
cildinde Locke 1680 yılında Robert Filmer tarafından yayımlanan
"Patriarcha"daki monarşi savunusuna karşı eleştirilerini dile getirirken eserin
ikinci cildinde siyaset felsefesi ile ilgili kendi görüşlerini dile
getirmiştir.
Birinci cilt siyasal egemenlik hakkının Tanrı'nın pozitif bahşi ile monarşik
yönetime verildiği konusunun sadece görünürde bir meşruluk temeli
sağlayabileceğini ispat etmiştir. Locke bu ispat ile farazî olan bütün hukukî
egemenlik ilişkilerini kökünden yıkmış ve meşruluk konusunun yeni bir izaha
ihtiyacı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu eserinde "mülkiyetin daha iyi
tarif edildiği başka bir eser görmedim" diyerek kendi eserinin önemini
vurgulamaya çalışmıştır.
Locke özgür insanı ve tabî hâli sivil halde de devam ettiren bir toplumu
arzulamaktaydı. Kanuni düzenlemeler, güçler ve kanunlar sadece bu amaca hizmet
etmekteydiler. İlahî tabiat kanunu insanın kendisinden de feragat etmeyi
yasaklamaktadır. Bu kanun insan cinsinin olduğu gibi, insanın kendi şahsının da
muhafazasını emreder ve bunun için de bireysel özgürlüğü şart koşar. İnsan
böylece, Tanrı'ya karşı olan vazifesinde bir üçüncünün hukukunu keşfettiği ve
bunu siyasal toplumda yerleştirdiği sivil bir hayata adım atar.
Locke, ömrünün son 5 yılını zamanının 80'li yılların başından beri tanıdığı
Cambridge'in meşhur felsefe profesörü Ralph Cudworth'un kızı olan arkadaşı
Bayan Masham'ın yanında son derece mütevazî bir şekilde geçirmiş ve Oates'te
Bayan Masham'ın evinde 28 Ekim 1704'te hayata veda etmiştir.
Locke'un siyaset tarihi açısından en kayda değer etkisi Amerikan Bağımsızlık
Bildirgesi'nde ve Amerikan Anayasası'nda kendini bariz bir şekilde
göstermiştir. Locke ve onun fikirleri hakkındaki tartışmalar devam etmekte ve
canlılığını korumaktadır. Locke'un düşünceleri 300 yıl önce olduğu gibi bugün
de liberallere yol göstermeye devam etmektedir.
Linkler:
www.johnlocke.org
www.utm.edu/research/iep/l/locke.htm